Kılıçdaroğlu: Yüksek yetenek inşaasını sağlamalıyız

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin yüksek yetenek inşaasını sağlamak zorunda olduğunu belirterek "Gençlerimiz kendi alanlarıyla ilgili sağlıklı bir çalışma ortamı bulamadıkları için umudu dışarıya bağlıyorlar. En büyük kaybımız yüksek yetenekli insanlarımızın geleceklerini dışarıda aramasıdır” dedi. 

Kılıçdaroğlu:  Yüksek yetenek inşaasını sağlamalıyız

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin yüksek yetenek inşaasını sağlamak zorunda olduğunu belirterek "Gençlerimiz kendi alanlarıyla ilgili sağlıklı bir çalışma ortamı bulamadıkları için umudu dışarıya bağlıyorlar. En büyük kaybımız yüksek yetenekli insanlarımızın geleceklerini dışarıda aramasıdır” dedi. Kılıçdaroğlu, bilim insanlarının KHK’larla bilim dışında bırakılmasının Türkiye açsısından ciddi bir kayıp olduğunu belirterek üniversitelerin bilgi üretmediği durumda ülkenin sağlıklı büyüme şansının olmadığını söyledi.

Türkiye Tanıtım Araştırma Demokrasi ve Laik Oluşum Vakfı’nın (TÜLOV) Tarihi Havagazı Fabrikası’nda ‘Apaydınlık bir gelecek: Yeni Bir Siyaset, Toplum ve Emek Yüzyılı, Fütürizm’ başlığı altında gerçekleştirdiği çalıştaya katılan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, buradaki konuşmasında insanoğlu tekerleği 1 milyon yılda keşfettiğini 21’inci yüzyılda ise her saniyede 1’den fazla buluş yapıldığını belirterek bilimin önemine vurgu yaptı. Türkiye'nin, yüksek yetenek inşasını sağlayamazsa kaybedeceğini söyleyen Kılıçdaroğlu, "Yüksek yetenek inşasını sağlamalıyız. Yüksek yetenek inşasının özü şu; bir ülkenin nüfusunun ortalama yüzde 2’si zeki insanlardan oluşuyor. Bu insanlar toplumu sürükleyen yeni buluşlara imza atan insanlar. Bunların korunması ve sorunlarının çözülmesi, yeni olanaklar sağlanması lazım. İngiltere’de buharla çalışan motorun keşfi, yüksek yetenek inşası olan bir ülkenin keşfidir. Yüksek yetenek inşası konusunda en büyük çabayı gösteren ülke ABD. Dünyanın her tarafından en nitelikli insanları ülkesinde topluyor. Bizim siyasetçiler acaba bunun ne kadar farkında? Gençlerimiz kendi alanlarıyla ilgili sağlıklı bir çalışma ortamı bulamadıkları için umudu dışarıya bağlıyorlar. En büyük kaybımız yüksek yetenekli insanlarımızın geleceklerini dışarıda aramasıdır.” dedi.

-Bilim insanlarının KHK’larla bilim dışında bırakılması ciddi bir kayıp

2. Dünya Savaşı’ndan sonra Almanya’dan kaçan bilim insanlarının Türkiye için önemli bir kazanç olduğunu ve üniversitelerde tam bir çığır açıldığını dile getiren Kılıçdaroğlu şöyle devam etti:

"Biz, 1921’de, 1925’te, daha sonraki yıllarda uçak yapan, ihraç eden bir ülke olduk, üniversitelerimiz bilim üretmeye başladı. Ama 12 Eylül, 15 Temmuz sonrasında pek çok bilim insanı üniversitenin KHK’larla bilim dışında bırakılması Türkiye açsısından ciddi bir kayıp. Üniversite bilgi üretemezse sağlıklı büyüme şansınız yoktur. Teknolojiyi izleyebiliyor muyuz? Üniversiteler gerçek anlamda üniversite mi? Bunu en başta sorgulaması gereken siyaset kurumu ve bilinçli sivil toplum örgütleridir. Üniversite bilgi üretecek ama sonuçta elimizde kıt kaynak var, bunun çok iyi planlanması lazım. Planlamayı yapacak olanlar da yetenekli bilgili kişilerdir, geleceği görecek, kıt kaynakların en verimli şekilde nerelere harcanması gerektiğine karar verecek. Geldiğimiz nokta açısından içinde bulunduğumuz dramatik noktayı bilginize sunmak için söyledim." 

Siyasetçiler bir gelecek vizyonu çizeceklerse fütüristlerden, bilim insanlarından yararlanması gerektiğini söyleyen Kılıçdaroğlu "Bizim siyasetin en eksik yönü belki de bu. Zaman zaman arkadaşlarımı söylerim; beni bilim insanları, fütüristlerle buluşturun. Kendi dünyamızı zenginleştirelim ki toplumun dünyasını zenginleştirelim" dedi. 

Kılıçdaroğlu, sözlerini "Nazım Hikmet’in bir şiiri vardı; ‘Bugün Pazar, bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün benden uzak ve mavi olduğunu gördüm. Bu kadar geniş olduğuna şaşarak kımıldamadan durdum’ diyor. Çocuklarımızın merak duygusunu büyütemezsek, daha nitelikli sorular sormasını sağlayamazsak, yüksek yetenek inşasını sağlayamayız. Eğitimcilere ve üniversitelere o yüzden çok ihtiyacımız var.” diyerek sözlerini tamamladı.

Uyumu tesis etmek zorundayız

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ise son iki yılda yaşananlar, insanlığın ve gezegenin geleceği açısından kritik bir eşiğe ulaşıldığını ortaya koyduğunu dile getirdi. "Tüm dünyayı etkileyen Koronavirüs salgını, iklim krizinin getirdiği seller, yangınlar ve birer toplumsal afete dönüşen hak ihlalleri, yaşam kültürümüzü değiştirmemiz gerektiğini gözler önüne seriyor" diyen Soyer şöyle konuştu:

"İnsanlığın yaşadığı sorunlar sınır ve coğrafya tanımadan tüm dünyayı etkisi altına alıyor. Bu sorunlarla başa çıkmak için birbirinden kopuk geçici çözümlerin fayda etmediğini son 1,5 yılda hep birlikte yaşadık. Bu durumu tersine çevirmek için tek bir geçerli dayanağımız var: Birlik ve beraberliğimiz. Geleceği ancak geçmişin sağlam temelleri üzerinde inşa edebiliriz. Geçen haftalarda İzmir’de ev sahipliği yaptığımız Dünya Belediyeler Birliği Kültür Zirvesi’nde bu ilkenin önemi defalarca vurgulandı. Kültür Zirvesi’nde dünyanın ihtiyaç duyduğu kültürel dönüşüm, yeni bir kavram olarak ortaya kondu: Döngüsel kültür. Zirvenin sonucunda yayınlanan İzmir Deklarasyonu, bu kavram için dört alt başlık tarif ediyor: Doğayla, birbirimizle, geçmişimizle ve değişimle uyum.  İklim krizinin ele alınmasında teknolojik çözümler kadar, belki de daha fazla, adına “döngüsel kültür” dediğimiz bu çok katmanlı değerler manzumesine ihtiyaç var. Bu kavram sadece sanatın değil; bilimin, siyasetin ve ekonominin de bir kültürel temele ihtiyaç duyduğunu işaret ediyor. İzmir’deki temel hedefimiz şehrin refahını büyütmek ve bu refahın adil paylaşımını sağlamak. Bunun için ekoloji ve ekonomi arasında bir düşman ilişkisi yerine, birbirini besleyen bir uyum tesis etmek zorundayız. Burada, kadim kültürümüz kadar, değişimin gücü de önem taşıyor. İzmirli düşünür Herakleitos’un, değerli bir sözü var: Değişmeyen tek şey değişimdir. Bu söz, yaşamın özünde değişim olduğunu tarif ediyor. Böylelikle, kültürlerin zaman içinde dogmalara, tahakküme ve ideolojilere dönüşmesine neden olabilecek tüm ihtimalleri dışarıda bırakıyor. Geleceği tarif ederken, değişimle uyuma özel önem atfetmemizin nedeni tam olarak bu. Yaşamın, genç ruhların yaratıcılığı ve doğanın sonsuz ilham kaynaklarından beslenmesine imkân tanımak. Böylelikle özünde doğayla uyum ve adalet olan bir İzmir’i, Türkiye’yi ve dünyayı gençlerle birlikte tasarlamak.”

Apaydınlık geleceği bugünden planlamalıyız

TÜLOV Yönetim Kurulu Başkanı Nurettin Demir, nasıl bir gelecek beklendiğini sorgulamak gerektiğini belirterek "Gelecek ne olacak? Siyaset, toplum, STK’lar, ekonomi ne olacak? Bunlar çok önemli şeyler. Bunun üzerine biz çalışmaya başladık. Apaydınlık bir gelecek, yeni bir toplum, yeni bir emek ve iş dünyası, yeni bir siyaset. Bunu her alana taşıyabiliriz. Mesela, 50 sene sonra İzmir ne olacak? İşte bunların tanımlamasını, planlamasını şimdiden yapmak lazım. Bizler yapmazsak emperyalist güçler yapar, biz de onların bir seyircisi oluruz. Bundan kurtulmak için apaydınlık bir geleceği bugünden düşünmeli, planlamalıyız. TÜLOV’un amacı; Türkiye’nin değerlerini, insan değerini, turizm değerini, doğa değerlerini, dünyadaki önemli değerlerini içte ve dışta tanıtmak. Bilimsel araştırmalar yapmak. Demokrasi ve laikliği tüm ülkemize yerleştirmek. En büyük hedeflerimiz bunlar. Cumhuriyetin kazanımları ve topluma katmış olduğu değerlerin, bilimin ışığında bir taşıyıcısı olmak için yola çıktık.” diye konuştu.

Çalıştaya, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel, TBMM İYİ Parti Grup Başkan Vekili Müsavat Dervişoğlu, CHP Genel Başkan Yardımcıları, Parti Meclisi Üyeleri ve İzmir Milletvekilleri, CHP İzmir İl Başkanı Deniz Yücel, İYİ Parti İzmir İl Başkanı Hüsmen Kırkpınar, CHP’li ilçe belediye başkanları, ilçe başkanları, belediye meclis üyeleri, TÜLOV yöneticileri ve üyeleri, siyasi partilerin ve sivil toplum kuruluşlarını temsilcileri katıldı.