CHP İzmir'den 'öğretmenimi ata' eylemi

CHP İzmir İl Başkanlığı'nın Kemeraltı girişinde düzenlediği basın açıklamasında 100 binin üzerinde atama bekleyen öğretmenlerin bir an önce atanması 'Öğretmenimi ata, köy okulumu aç' sloganıyla bir kez daha dile getirildi. Açıklamaya atanamayan öğretmenler de katıldı.

CHP İzmir'den 'öğretmenimi ata' eylemi

Yusuf TOMRUK/Radyo İzmİr - CHP İzmir İl Başkanlığı tarafından Kemeraltı Girişi'nde 'Öğretmenimi ata, köy okulumu aç' başlıklı atanamayan öğretmenlerinin bir an önce atanması için bir basın toplantısı gerçekleştirildi. CHP İzmir Mİlletvekili Tacetinn Bayarı, il yöneticileri, ilçe başkanları ve partililerin katıldığı açıklamada KESK Eş Başkanı Mehmet Bozgeyik ve sendika yöneticileriyle birlikte atanamayan öğretmenler katıldı. 

'100 BİN ÖĞRETMEN ATANMALI KÖY OKULLARI AÇILMALIDIR'
Basın toplantısında ilk sözü alan CHP İzmir İl Başkanı Deniz Yücel "Öğretmenlerimizi ve öğretmen adaylarımızı başımızın üzerinde taşımalıyız. Ancak, milli eğitim politikalarımızın 15 yıl boyunca FETÖ’ye emanet edilmesi, son 5 yıldır da AKP iktidarı ve tek adam yönetiminin basiretsizliği sayesinde tam bir adaletsizlik ve insan hakları sorunu haline dönüşmüştür. Hak ve hukuk tanımayan, liyakat yerine itaat ve sadakati tercih eden, milli eğitimi düşünmeyen bir yönetim anlayışının yaşandığı son 20 yılın en büyük mağdurları, şüphesiz ki hakları çiğnenen, hakları ve emekleri çalınan ataması yapılmayan öğretmenlerimiz, dolayısıyla da öğretmensiz kalan çocuklarımızdır. Resmi verilere göre Türkiye’de 460 bin, sendikalara göre tespit edilemeyenlerle birlikte yaklaşık 700 bin ataması yapılmayan öğretmen var. Her yıl ataması yapılmayan en az 25 bin öğretmen işsizler ordusuna katılıyor, umutsuzca atanmayı bekliyorlar. Sistem bu şekilde giderse atanmayan öğretmen sayısının 2023 yılında 1 milyonu bulması bekleniyor. Ataması yapılmayan öğretmenlerimize yaşatılanlar hem Cumhuriyetimize yakışmayan hem de öğretmenlik mesleği onurunu ayaklar altına alan bir durumdur. Her geçen sene başarı sırasında geriye düşen ülkemiz, fazla ders yükü altında ezilen kadrolu öğretmenlerimiz ve kalkınmayı bekleyen bir Cumhuriyetimiz varken eğitim ordumuzun genç neferleri başta olmak üzere eğitim almış gençlerimizin başka işlerde çalışmaya zorlanması asla kabul edilemez. AKP iktidarının yanlış ve yandaşa dayalı politikaları, ataması yapılmayan öğretmenlerimiz için kullanılacak kaynakların da heba olmasına sebep olmakta, ülkemiz sadece ekonomik olarak değil ilim ve fen yolunda da yoksullaşmaktadır. Kutsal bir mesleği en çok intiharın yaşandığı meslek gruplarından biri haline getirmek bugünkü iktidarın ayıbı, utancı ve günahıdır. Çünkü tüm bu yaşananlara sessiz kalan, çözüm varken hayata geçirmeyen, atanamayan öğretmenlerin sesine kulak tıkayanlar bugünkü iktidar sahibi olanlar ve saraylarda zevk-sefa içinde yaşayanlardır. CHP olarak bu yolda sunduğumuz birçok çözümden biri olan köy okullarının açılması çağrısını bir kez daha İzmir’den yineliyoruz. Köy okulları zaman kaybetmeksizin açılmalı ve ataması yapılmayan öğretmenlerimiz bu okullarda öncelikli olarak göreve başlamalıdır. Köy okullarının açılması hem sistemin yeniden Cumhuriyet ayarlarına dönmesini hem de ataması yapılmayan öğretmenlerimizin sorunlarının ortadan kalkmasını sağlayacaktır. Bu konuda TBMM’ye gelecek her türlü önergeye, yasa değişikliğine destek olacağız. Buradan bir çağrı yapıyor ve bu işin mimarı da varsın AKP iktidarı olsun diyoruz. Siz bu değişikliği yapın, milletimizin ve öğretmenlerimizin sorunu çözün, bu bize yeter. Milli Eğitim Bakanlığı’nda (MEB) 2021 yılında 1 ayda 120 saat ücretli çalışan bir öğretmenin eline geçen para ayda yaklaşık 2 bin 200 lira. Bugün binlerce ücretli öğretmen 120 saatin altında çalışıyor, 120 saatin altında çalışan öğretmenler bu paranın da çok altında maaş almak zorunda kalıyor. Atamasını yapmadığı öğretmenlere bu koşullarda yaşamayı dayatan MEB’in kendi açıklamalarına göre Türkiye’de bugün 100 bin öğretmen açığı bulunuyor. CHP İzmir İl Başkanlığı olarak iktidara sesleniyoruz; adında ‘adalet ve kalkınma’ olan AKP iktidarı, gelin bu inada, milli eğitime yaptığınız bu kötülüğe, öğretmenlerimize reva gördüğünüz açlık sınırındaki ücrete ve ataması yapılmayan öğretmenlerimizi mahkum ettiğiniz işsizliğe son verin. Acil çözüm önerimizi de sizlerle paylaşıyoruz; 17 bin köy okulu derhal açılmalıdır. Eğitim fakültesi sayısı ve öğrenci kontenjanı ihtiyaca göre belirlenmeli ve buralarda nitelikli eğitim verilmelidir. Devlette taşeron öğretmen utancına son verilmeli, tüm öğretmenler kadrolu olarak meslek onuruna yakışır şartlarda istihdam edilmelidir. Ve MEB, ivedi bir şekilde 100 bin açık öğretmen kadrosuna atama yapmalıdır" diye konuştu. 

MEB'E EK BÜTÇEYLE ÖĞRETMENLER ATANMALIDIR
KESK eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, “Bu tek adam rejimiyle birlikte bakanların birer memur olduğunu, her şeye saraydan karar verildiğini biliyoruz, ekonomik krizle birlikte ülkeyi bir yönetememe kriziyle ülkenin uçuruma getirildiği bir süreçle karşı karşıyayız. AKP iktidara geldiği günden bu yana ve 19 yıllık iktidarı sürecinde temel bir yönelim alanı olarak eğitim sistemini hedef almıştır. Ve uygulamaya koyduğu 4+4 eğitim sistemiyle birlikte Sayın Cumhurbaşkanının ifadesiyle ‘dindar ve kindar nesil yetiştireceğiz’ açıklamasıyla birlikte eğitimde hem güvencesiz çalıştırma hem dinselleştirme politikalarıyla karşı karşıyayız. Köy okullarının kapatılmasıyla köydeki çocuklarımız tarikatlara, cemaat yurtlarına gönderiliyor. Türkiye’nin kanayan yarası olan bu eğitim sisteminin baştan aşağı yeniden değiştirilmesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin, laik, demokratik, sosyal ve hukuk normlarına doğru yeniden dönüştürülmesi gerekiyor. Bugün Türkiye’de eğitim alanında bir planlamadan söz etmemiz mümkün değil. MEB’in kendi açıklamalarına baktığımızda ücretli öğretmenlerin 100 bini aştığı, öğrenci sayılarının da 30’lu 40’lı normlara ulaştığı bir dönemde Türkiye’de öğretmen açığının bunun en az 2 katı olduğunu ifade edebiliriz. Bu iktidar tercihini; kadrolu, güvenceli, nitelikli, bilimsel eğitimden yana kullanmadığı için eğitim alanında da açlık sınırının altında 90 bine yakın ücretli öğretmen çalıştırılmaktadır. Özel sektörde de arkadaşlarımız, dershanelerin, özel okulların insafına terk edilerek orada da açlık sınırı altında çalışmaya mahkum edilmektedir. Sorunun nedeni ne ise ona karşı mücadele etmek gerekiyor, bizce sorunun kaynağı bu iktidar ve onun politikalarıdır. Hem bu iktidara karşı mücadele etmemiz gerekiyor hem de eğitim alanında ortaya çıkarmış olduğu güvencesiz, niteliksiz, dinselleştirmeye yönelik politikalarına karşı mücadele etmemiz gerekiyor. MEB bütçesine ek kaynak ayrılarak atanmayan arkadaşlarımızın ataması yapılarak eğitimdeki var olan sorunun daha da derinleşmeden çözülmesi gerekiyor. 

3600 DERHAL UYGULAMAYA KOYULMALIDIR
Eğitim-İş İzmir 3 Nolu Şube Başkanı Sevda Ketenci, şunları söyledi: Ataması yapılmayan öğretmenlerimizin mücadelesinin arkasındayız. Bu sorun için en büyük çözümün 3600 Ek Gösterge olduğunu defalarca belirttik. İktidar, seçim öncesini çalışmalarını yürütürken bir malzeme olarak kullandığı 3600’ü derhal uygulamaya koymalıdır. Öğretmenler odalarında bu yüce mesleği yapan meslektaşlarımızı ayrıştıran ve ötekileştiren kadrolu öğretmen-ücretli öğretmen-sözleşmeli öğretmen uygulamasına derhal son verilmelidir. Ataması yapılmayan öğretmenlerimizin atamasının derhal yapılmasını talep ediyoruz. Bizleri şimdi de uzman öğretmen-başöğretmen diye ayrıştıran bir  uygulamaya geçilmeye çalışılıyor, bu ülkede bir tek başöğretmen vardır o da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür.

ÖĞRETMENLERİN GÖZ YAŞLARINI GÖRMEK İSTEMİYORUZ 
Açıklamada konuşan İzmir Milletvekili Tacettin Bayır "KESK Başkanım ve İl Başkanım gerekenleri söyledi ama, görünüyorki ülkeyi 20 yıldır yönetenler plansız ve programsız yönetiyorlar. Bir örnek de sağlıktan vermek istiyorum. Sağlık Yönetimi diye bir  bölüm var. 58 yıldır var bu bölüm. Ne yazık ki buradan mezun olan 100 binin üzerinde insan şu anda bakanlığın ataması bekliyor. Şimdi böyle plansız bir ortamda bu iktidardan bir şey beklemek çok zor. Öyle görünüyor ki bu işlerin düzelmesi inşallah maşallahla olmayacak. Sandığı bir an önce koyacaklar biz de gerekeni yapacağız. Artık öğretmenlerin ve ailelerinin gözyaşlarını görmek istemiyoruz. Gelir gelmekte olan diyorum" diye konuştu.

EĞİTİMİN PAZARLIĞI OLMAZ 
Ataması yapılamayan öğretmen Özer Menken "Ben 2013'te ataması yapılamayan öğretmenlerdenim. Karabağlar'da çalışıyorum. Öğretmenlerimizin selamını da getirdim. Sadece 20 bin gibi komik bir atama yapılıyor. Yüz öğretmenden 3 öğretmenin ataması yapılıyor. Geri kalan öğretmenler kaderine terk ediliyor. Ataması yapılmayıp da intihar eden öğretmenlerden bahsetmek istiyorum. Bu intiharlar bu ülkenin ayıpıbıdr. 2017 yılında 52 öğretmen atanamadığı için intihar etmiş. Son üç senede 100 ün üzerinde öğretmen intihar etmiş. O zamanın bakanı gizli intihar sendromu olarak yorumlamıştı bu kayıplarımızı, bir gösteriş olarak yorumlamıştı. Kimse kendisini gösteriş için öldürmez. Nedense hepsi atanamayan ve iş bulamayan öğretmenlerdi. Sayıştay'ın rakamlarına göre 138 bin açık var. Eğitimin pazarlığı yapılmaz bir an önce atamaların yapılmasını bekliyoruz. 

BU AYIBA SON VERİLMELİ
Ataması yapılamayan bir diğer öğretmen Sezai Uslu "2015 Adana sosyal bilgiler öğretmenliği mezunuyum. Yüksek lisans da yaptım 2015 yılından beri KPSS'ye giriyorum. Atanacak puanlar alsam da maalesef mülakat şartları nedeniyle ve atama eksikliği nedeniyle atanamadım. Mülakat sistemi sonrası daha çok sıkıntılar yaşadım. Evliyim bir çocuk bekliyorum. Zincir marketlerden birinde depo elemanı olarak çalışmaktayım. Pazar limon satan da var. Düşük ücretlerde işçilik yapıyoruz. Bu ayıba bir an önce son verilmelidir. Ücretli öğretmenliğe de son verilmelidir" dedi.